10 Şub 2011

35

 Ve yedi ay sonra bir kahin bana baktı ve anneme, "Oğlunuz bir devlet adamı ve büyük bir lider olacak," dedi.
Bir dakika sonra kızın yanına oturarak aralık dudaklarının üzerine eğildi.
Başka bir tarafa baktı, ya cevabım onu rahatsız etmişti ya da dinleniyordu.
Bu taze, su kenarında yaz sıcağı kadar ılık çocuk, bana gösterdiği ilk aşinalıktan çoktan pişman olmuşa benzer gibiydi.
Ama öylesine terk edilmiş gibi bir hali, öyle bir ruh yoksulluğu vardı ki, belirsiz bir gelecek vaat ediyordu ona.
Kendi iradesinin zalim tahakkümü, her gece o ince şilte üzerinde başını, kalbini işkence içinde didikleyen hayali sönecekti.
-Benim iş yarına kaldı, dedi.
Her şeye rağmen Gregor'a karşı yakınlığını koruyan tek kişi yine kızkardeşi olmuştu.
Onun karları hışırdatarak yürüdüğünü işitti.
"Hiç şaşırtıcı değil" diye cevap verdi.
Gene vodvilden doğan bu "classic blues singers"ın güneyin her tarafında çalan ve rolleri müzikhol şarkıcısından farklı olan bluesman'le çok az ilgileri vardı.
Tamam itiraf ediyorum, büyükbabamın kitaplarından hiçbirini okumadım.
Peki nasıl oluyor da kimileri benimle öyle çok vakit geçirmekten hoşlanıyor?



---
Bu blogdaki her cümle bir kitabın 35. sayfasına aittir. İlk deneme olduğu için biraz kopuk ama yılmak yok :)
Kitaplar sırayla şöyle, Halil Cibran - Deli, Albert Camus - Mutlu Ölüm, Scott Adams - Tanrı'nın Enkazı, S. Faik Abasıyanık- Semaver, G.G. Marquez - Kırmızı Pazartesi, Halide Edib Adıvar - Vurun Kahpeye, Aziz Nesin - Memurlar Memurlar, Franz Kafka - Dönüşüm, Stephen King - Sadist, Dan Brown - Melekler ve Şeytanlar, Gerard Herzhaft - Blues, Linus Torvalds - Yalnızca Eğlenmek İçin, Platon - Sokrates'in Savunması

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder

Eleştiri ve beğenilere varım, ama hakaretler beni deli eder uleyn!